SURİÇİ'DEKİ RESTORASYON TARİHİ DOKUYA UYGUN DEĞİLDİR!

30 Eylül, 2021
93
SURİÇİ'DEKİ RESTORASYON TARİHİ DOKUYA UYGUN DEĞİLDİR!

BU KENT SAHİPSİZ DEĞİLDİR! 

30.09.2021

SURİÇİ'DEKİ RESTORAYON ÇALIŞMALARININ TARİHİ DOKUYA UYGUN YAPILMADIĞI DUYUMLARI SONRASI İLGİLİ KURUM OLAN ÇEVRE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ VE TOKİ TARAFINDAN 'ALANDA İNCELEME YAPMA' TALEBİMİZİN RED EDİLMESİ ÜZERİNE YÖNETİM KURULU OLARAK SURİÇİ KEÇİ BURCU ÖNÜNDE BASIN AÇIKLAMASI YAPTIK.

AÇIKLAMAYI ŞUBE EŞBAŞKANIMIZ FERİT KAHRAMAN OKUDU. AÇIKLAMA METNİ AŞAĞIDADIR.

Basına ve Kamuoyuna,

Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 29/09/1988 tarih ve 38 sayılı kararı ile Kentsel Sit Alanı olarak ilan edilen Diyarbakır Suriçi bölgesinin 6 mahallesinde 2 Aralık 2015 tarihinde çatışmalar gerekçe gösterilerek sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Mart 2016 tarihi itibari ile çatışmaların son bulduğu alan hakkında, 21 Mart 2016 tarihli 2016/8659 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile “ 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun” kapsamında taşınmazların acele kamulaştırılması kararı alınmıştır.

2016 yılından günümüze üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen, Kültürel Miras ve sivil mimari yapılar üzerinde tahribatlar, halkımızın yaşadığı mağduriyetler, alandaki belirsizlikler, mülkiyet sorunları gibi birçok konuda problemler ve şikâyetler ile karşılaşmaktayız. Hak sahiplerine bir türlü teslim edilmeyen inşaat etapları, kamuya açılmayan sokaklar ve alanlar, kısmi olarak yapımı tamamlanan etapların da sivil mimari örneklerden uzak olması yıllardır kent ve ülke gündeminde yer almaktadır. Çaktıkları her çivi için basın ordusunu ve medyayı yanına alan iktidar ve yöneticileri, kayyumlar, idareciler, karar vericiler bugüne kadar hangi sokakta hangi yapının önünde bu yapılar bizim eserimiz diye övündüler sorgulamak gerekir. Kentsel sit alanında suç sayılabilecek müdahaleleri, tahribatları ve yeni yapılardaki aykırılıkları yasal kılıfa uydurmak için 2016, 2017 ve 2018 yılında Koruma Amaçlı İmar Planında değişiklikler yaptılar ve sonuç olarak içine saplandıkları bu ucube yapıları inşa ettiler. Sivil mimari örneklerden uzak, özgün sokak dokusuyla alakası olmayan bu sonuçlardan sonra kendileri de hata yaptıklarını tespit etmiş olmalı ki kısmen de olsa yenilerini inşa etmekten vazgeçtiler. Ortaya çıkan bu olumsuz tabloyu örtmek, kültür mirasına sahip çıkılıyor imajı yaratmak için hak sahiplerinden hiçbir yasal izin almadan, faturasını daha sonra vatandaşa ödetmek veya ödeme imkânı olmayacaklara da el koymak üzere tescilli sivil mimari yapıların restorasyonuna, tamamen yok olan veya iş makineleri ile yok ettiklerinin rekonstrüksiyonlarının ihale süreçlerini Ankara’dan yürüterek işe başlanmıştır. Çalışmaların sürdüğü bu süreç içerisinde konu hakkında uzmanlığı olan kişilerce bize iletilen bilgiler ve görseller, çalışmalardan edindiğimiz izlenimler, duyarlı vatandaşlarca iletilen şikayetler ve tanıklıklar üzerinden yaptığımız tespit ve değerlendirmelerde; çalışmaların koruma kültüründen uzak olduğu, kullanılan malzemelerin eserin özgün yapısına uygun olmadığı, uygulama hatalarının var olduğu, yapının özgün kimliğini yansıtan izlerin yok edildiği, planlarda değişikliklerin yapıldığına dair bir takım aykırılık kanısı oluşmuştur. Mimari yapı restorasyonunda en önemli kriterlerin başında gelen, en basit haliyle yapılacak duvar imalatı için müdahale kararlarında “mevcut duvar örgüsünün dizilişi, malzeme cinsi ve ebatları ile uyumlu olarak tamamlama yapılacaktır.” Kriteri bulunmasına rağmen yapıların çoğunda bu aykırılık tespit edilmiştir.

Bir mimari yapının, özgün Kültürel mirasın ve kentli haklarının korunmasına dair üzerindeki sorumluluğu gereği Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi olarak koruma ve restorasyon konusunda saygınlık kazanmış deneyimli bir uzman ekip ile alanda inceleme yapmak üzere ilk olarak 14.07.2021 tarihinde Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden izin talep edilmiştir. Kendileri yazılı talep etmemize rağmen yazılı bir cevap vermemiş, telefon ile izne yetkili kurum olarak Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı Toplu Konut İdaresi’ni göstermiştir. 30.07.2021 tarihinde Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı / Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’na yazılan yazıda; Sur ilçesi sınırları dahilinde tescilli yapıların bulunduğu, kentsel sit alanı statüsünde bulunan ve UNESCO Dünya Kültürel Mirası tampon bölgesi olan mahallelerde yürütülmekte olan restorasyon çalışmalarındaki belirsizliklerin ve şikayetlerin kentte ve mimarlık camiasında endişelere sebep olduğu, bu endişe ve belirsizlikleri ortadan kaldırmak ve kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına restorasyon çalışmalarını yerinde incelemek amacıyla alanda bir teknik inceleme izni yapılması talep edilmiştir. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından 54 gün sonra “söz konusu alanda yapıların hassasiyeti nedeniyle, iş güvenliği açısından olumsuz durumlar oluşturabileceği gerekçesiyle, Restorasyon çalışmalarının 3. Şahıslar tarafından yerinde incelenmesinin uygun olmayacağı” belirtilerek olumsuz cevap verilmiştir. Buradan öncelikli olarak vurgulamak isteriz ki başta yapıların mülkiyet hakkına sahip olmasına rağmen izinsiz bir şekilde mülklerinde çalışma yürütülen vatandaşlar olmak üzere kültürel mirası koruma bilinciyle hareket eden hiç kimse 3. şahıs değildir. Hepimiz 1. Derecede bu mirasın ortak sahipleriyiz ve miras alanında yürütülen çalışmalar konusunda şeffaf bir süreç işletilmesini talep etme hakkımız vardır. Herhangi bir siyasi çıkar, reklam uğruna gerçekleştirilen alan ziyaretlerinde sahayı gezen yüzlerce kişi için gerekçe edilmeyen iş güvenliği bahanelerinin, uzmanlığı gereği her gün sahada bulunan yetkin kişilere sunulmasının hiçbir izahı yoktur. Her ne kadar yetkililerce izin verilmemiş olsa dahi hiçbir engel bu aykırılıkları teşhir etmenin önüne geçmeyecektir. UNESCO Dünya Kültürel Miras Alanı olması sebebiyle, Dünya Miras Komitesi tarafından talep edilen Reaktif İzleme Komitesi’nin alan ziyareti talebi henüz gerçekleştirilmemiştir. Bu izleme heyeti alanda incelemeye geldiklerinde bu aykırılıkların bir kılıfı var mıdır? Dünya Miras Komitesinin 43. Oturumunun gerçekleştiği 30 Haziran-10 Temmuz 2019 tarihli Azerbaycan/Bakü’deki toplantısında Türkiye Hükümetinin ilettiği raporların gerçeği yansıtmadığı görülmüş olmalı ki neticesinde 2012 yılında onaylanmış Koruma Amaçlı İmar Planı (KAİP)’nın uygulanmasını, revize edilmiş 2016 tarihli KAİP’in durdurulmasını, Mülkün Üstün Evrensel Değerini (OUV) etkileyebilecek tüm projelerin talep edilmesini ve Reaktif izleme heyetinin tavsiyelerinin iletileceği zamana kadar tüm projelerin durdurulmasını, 1 Şubat 2020 tarihine kadar mülkün koruma durumuna ilişkin güncellenmiş bir raporun sunulması ve belirtilen kararların uygulanması talep edilmiş olmasına rağmen bunlara uyulmamıştır. Peki, bu kapsamda hazırlanan Kültürel Miras Alanı Etki Değerlendirme raporlarındaki sonuçların, aykırılıkların ve tahribatların gizleneceği bir kılıf var mıdır? Bütün teknik değerlendirmeleri bir kenara bırakarak alanında uzman olmamasına rağmen kente dışardan gelenlerin dahi karşılaştıkları bu feci tablonun sığacağı bir kılıf var mıdır?

Bu bağlamda; başta görev tanımı koruma ve kamu yararı üzerine olan tüm kurum ve kuruluşları göreve davet ediyor, gerek uluslararası gerekse de ülkemizdeki yasal mevzuatlar ve koruma ilke kararları gereğince süreçlerin şeffaf ve katılımcı bir şekilde yürütülmesini, bu çağrıya karşı kaygıları giderecek ve tahribatın geri dönülemez seviyelere gelmesini engelleyecek incelemelerin yapılması için gerekli izinlerin de verilmesini talep ediyoruz. Bu geri dönülemez tahribatların, yıkımların önüne geçmek, onlarca medeniyetin izlerini taşıyan kültür mirasını korumak ve gelecek nesillere aktarmak için duyarlı tüm kesimlere destek çağrılarımızı yapıyor, Reaktif İzleme Komitesi’ni alanı ziyarete davet ediyoruz.

Kültürel miras alanı tampon bölgesi, Kentsel Sit Alanı, kentin tarihini ve özgün dokusunu oluşturan miras alanı üzerindeki yıkıcı, yok edici uygulamalara, tahribatlara, aykırılıklara son verin.

Bu kent, bu tarih, bu kültür varlıkları hepimizin ve tüm insanlığın ortak mirasıdır,

Birlikte sahip çıkalım…

 

                                        TMMOB Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu